Sevval
New member
Bence burada daha yararlı soru şu: Bu kişi sorun karşısında hangi baş etme yöntemini kullanıyor ve bu yöntem gerçekten işe yarıyor mu?
Bir erkek için stratejik plan yapmak, belirtileri takip etmek ve profesyonel yardım almak işe yarayabilir. Başka bir erkek için duygularını güvendiği insanlarla paylaşmak daha önemli olabilir. Aynı çeşitlilik kadınlarda da vardır. Empati ile çözüm odaklılık birbirinin alternatifi değildir; çoğu insanın ikisine de ihtiyacı olabilir.
Tedavi Edilmemiş Panik Bozukluk Depresyon veya Başka Sorunlarla Birlikte Görülebilir
Panik bozukluğun tek başına değerlendirilmemesi gereken durumlar vardır. NIMH; depresyon, diğer anksiyete bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk ve madde kullanım sorunları gibi durumların panik bozukluğa eşlik edebileceğini bildiriyor. Zihinsel Sağlık Enstitüsü
Bu durum önemli çünkü bazen kişi “Ben sadece panik atağı yenmek istiyorum” diyebilir. Oysa altta yatan depresyon, yoğun kaçınma, madde kullanımı veya başka bir psikiyatrik sorun varsa yalnızca panik belirtilerine odaklanmak yeterli olmayabilir.
Öte yandan panik belirtilerinin her zaman psikolojik olduğu varsayımı da doğru değildir. NIMH, tanı sürecinde fiziksel bir hastalığın benzer belirtilere yol açıp açmadığının değerlendirilmesinden söz ediyor. Kalp çarpıntısı, göğüs ağrısı, nefes darlığı veya bayılma gibi yeni ve açıklanamayan fiziksel belirtilerde tıbbi değerlendirme önemlidir. Zihinsel Sağlık Enstitüsü
Tedavi Konusunda Kanıtlar Ne Söylüyor?
Panik bozukluk için “sadece ilaç kullanılır” veya “ilaç gereksiz, terapi yeterlidir” gibi iki uç yaklaşım da gereğinden fazla basitleştiricidir.
NIMH, bilişsel davranışçı terapiyi (BDT) panik bozukluğu için iyi araştırılmış psikoterapi seçeneklerinden biri olarak gösteriyor. Özellikle kişinin bedensel duyumları felaketleştiren düşüncelerini ve kaçınma davranışlarını ele almak, tedavinin önemli parçalarından biri olabilir. Maruz bırakma yöntemleri de BDT kapsamında kullanılabilir. Zihinsel Sağlık Enstitüsü
NICE kılavuzu da panik bozuklukta BDT'yi önerilen psikolojik tedaviler arasında değerlendiriyor. İlaç tedavisi tercih edildiğinde ise kişinin tıbbi durumu, daha önceki tedavileri, yan etkiler ve ilaç etkileşimlerinin sağlık profesyoneliyle değerlendirilmesini öneriyor. Nice+1
Burada önemli bir ayrıntı daha var: “Bir ilaç işe yarıyor” demek, herkes için aynı ilacın uygun olduğu anlamına gelmez. Özellikle benzodiazepinler gibi ilaçlarda tolerans ve bağımlılık gibi konular nedeniyle tedavi kararı doktor tarafından verilmelidir. NICE, panik bozuklukta benzodiazepinlerin rutin tedavi seçeneği olarak kullanılmamasını önermektedir. Nice
Tedavi Edilmemesinin En Büyük Bedeli Her Zaman Panik Atağın Kendisi Değil
Bence konunun en kritik tarafı burada. İnsanlar bazen “Panik atak birkaç dakika sürüyor, bunun için neden tedavi olayım?” diye düşünüyor. Fakat sorun yalnızca o birkaç dakika değildir.
Sorun, o birkaç dakikayı beklerken geçirilen günler olabilir.
“Ya tekrar olursa?” düşüncesiyle sürekli bedenini kontrol etmek…
Kalp atışını dinlemek…
Toplu taşımaya binmemek…
Tek başına uzaklaşmamak…
İş toplantılarında konuşmaktan kaçınmak…
Tatile gitmemek…
Yakınlarından sürekli güvence istemek…
Bütün bunlar kişinin yaşamını görünmez biçimde küçültebilir.
Eski klinik araştırmalar panik bozuklukta kronik ve tekrarlayıcı seyirlerin görülebildiğini göstermiştir. Bununla birlikte daha geniş toplum örneklerinden elde edilen araştırmalar, önemli sayıda kişinin zaman içinde remisyona ulaşabildiğini de ortaya koyuyor. Dolayısıyla tablo ne “kesin kötüleşme” ne de “kesin kendiliğinden iyileşme” şeklinde açıklanabilir. PubMed+1
Güçlü ve Zayıf Yanlarıyla “Bekleyip Görelim” Yaklaşımı
“Bir süre bekleyeyim, belki kendiliğinden geçer” yaklaşımının anlaşılabilir bir tarafı var. Her panik atağın ardından hemen psikiyatrik tanı konması gerekmiyor. Ayrıca bazı kişilerde belirtiler zamanla azalabiliyor. Araştırmalar da spontan remisyonun mümkün olduğunu gösteriyor. PubMed
Fakat zayıf tarafı şu: Kişi beklerken kaçınma davranışları artıyorsa, yaşam alanı daralıyorsa veya depresyon ve başka anksiyete sorunları eşlik ediyorsa “beklemek” pasif bir karar olmaktan çıkabilir.
Öyleyse kendimize şu soruları sorabiliriz:
Panik ataklar ne kadar sıklaşıyor?
Günlük hayatımda sırf panik yaşamamak için nelerden vazgeçiyorum?
Bir yere gitmeden önce çıkış kapısını mı hesaplıyorum?
Kalbimi, nefesimi veya bedenimi sürekli kontrol ediyor muyum?
Yakınlarımdan sürekli “bir şey olmayacak” şeklinde güvence mi istiyorum?
İşimi, eğitimimi veya sosyal ilişkilerimi bu nedenle kısıtlıyor muyum?
Bu soruların birkaçına “evet” cevabı vermek, en azından bir sağlık profesyoneliyle görüşmeyi düşünmek için makul bir neden olabilir.
Sonuç: Korkunun Kendisi Kadar Korkudan Kaçınmak da Tartışılmalı
Panik bozukluk tedavi edilmediğinde herkes için aynı sonucu doğurmaz. Bazı kişilerde belirtiler dönemsel olarak azalabilir veya tamamen remisyona girebilir; bazı kişilerde ise yıllar boyunca tekrarlayan ataklar, kaçınma ve işlev kaybı görülebilir. Araştırmaların ortak mesajı, hastalığın seyrinin değişken olduğudur. PubMed+1
Bu nedenle panik bozukluğu “zayıflık”, “abartı” veya “sadece stres” olarak görmek doğru değil. Aynı şekilde “panik bozukluğum varsa hayatım bundan sonra böyle olacak” düşüncesi de kanıtlarla desteklenen zorunlu bir sonuç değil.
Asıl mesele, kişinin korkuyla kurduğu ilişkinin giderek hayatını yönetip yönetmediği.
Bir insan panik atağı yaşamaktan korkabilir; bu son derece anlaşılır. Fakat korku nedeniyle hayatını küçültmeye başladığında, profesyonel destek almak yalnızca belirtileri azaltma girişimi değil, kişinin yaşam alanını yeniden genişletme çabası haline gelebilir. BDT ve uygun durumlarda ilaç tedavisi gibi kanıta dayalı seçeneklerin bulunması da burada önemli bir avantajdır. Zihinsel Sağlık Enstitüsü+1
Son olarak forumdaki tartışmayı şu soruyla bitirmek isterim: Bir sorunun kendiliğinden geçme ihtimali varsa, onu ne zaman profesyonel destek gerektirecek kadar ciddi kabul etmeliyiz? Bana göre bu sorunun cevabını yalnızca panik atağın kaç dakika sürdüğü değil, kişinin hayatından ne kadar alan götürdüğü üzerinden düşünmek daha anlamlı.
Bir erkek için stratejik plan yapmak, belirtileri takip etmek ve profesyonel yardım almak işe yarayabilir. Başka bir erkek için duygularını güvendiği insanlarla paylaşmak daha önemli olabilir. Aynı çeşitlilik kadınlarda da vardır. Empati ile çözüm odaklılık birbirinin alternatifi değildir; çoğu insanın ikisine de ihtiyacı olabilir.
Tedavi Edilmemiş Panik Bozukluk Depresyon veya Başka Sorunlarla Birlikte Görülebilir
Panik bozukluğun tek başına değerlendirilmemesi gereken durumlar vardır. NIMH; depresyon, diğer anksiyete bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk ve madde kullanım sorunları gibi durumların panik bozukluğa eşlik edebileceğini bildiriyor. Zihinsel Sağlık Enstitüsü
Bu durum önemli çünkü bazen kişi “Ben sadece panik atağı yenmek istiyorum” diyebilir. Oysa altta yatan depresyon, yoğun kaçınma, madde kullanımı veya başka bir psikiyatrik sorun varsa yalnızca panik belirtilerine odaklanmak yeterli olmayabilir.
Öte yandan panik belirtilerinin her zaman psikolojik olduğu varsayımı da doğru değildir. NIMH, tanı sürecinde fiziksel bir hastalığın benzer belirtilere yol açıp açmadığının değerlendirilmesinden söz ediyor. Kalp çarpıntısı, göğüs ağrısı, nefes darlığı veya bayılma gibi yeni ve açıklanamayan fiziksel belirtilerde tıbbi değerlendirme önemlidir. Zihinsel Sağlık Enstitüsü
Tedavi Konusunda Kanıtlar Ne Söylüyor?
Panik bozukluk için “sadece ilaç kullanılır” veya “ilaç gereksiz, terapi yeterlidir” gibi iki uç yaklaşım da gereğinden fazla basitleştiricidir.
NIMH, bilişsel davranışçı terapiyi (BDT) panik bozukluğu için iyi araştırılmış psikoterapi seçeneklerinden biri olarak gösteriyor. Özellikle kişinin bedensel duyumları felaketleştiren düşüncelerini ve kaçınma davranışlarını ele almak, tedavinin önemli parçalarından biri olabilir. Maruz bırakma yöntemleri de BDT kapsamında kullanılabilir. Zihinsel Sağlık Enstitüsü
NICE kılavuzu da panik bozuklukta BDT'yi önerilen psikolojik tedaviler arasında değerlendiriyor. İlaç tedavisi tercih edildiğinde ise kişinin tıbbi durumu, daha önceki tedavileri, yan etkiler ve ilaç etkileşimlerinin sağlık profesyoneliyle değerlendirilmesini öneriyor. Nice+1
Burada önemli bir ayrıntı daha var: “Bir ilaç işe yarıyor” demek, herkes için aynı ilacın uygun olduğu anlamına gelmez. Özellikle benzodiazepinler gibi ilaçlarda tolerans ve bağımlılık gibi konular nedeniyle tedavi kararı doktor tarafından verilmelidir. NICE, panik bozuklukta benzodiazepinlerin rutin tedavi seçeneği olarak kullanılmamasını önermektedir. Nice
Tedavi Edilmemesinin En Büyük Bedeli Her Zaman Panik Atağın Kendisi Değil
Bence konunun en kritik tarafı burada. İnsanlar bazen “Panik atak birkaç dakika sürüyor, bunun için neden tedavi olayım?” diye düşünüyor. Fakat sorun yalnızca o birkaç dakika değildir.
Sorun, o birkaç dakikayı beklerken geçirilen günler olabilir.
“Ya tekrar olursa?” düşüncesiyle sürekli bedenini kontrol etmek…
Kalp atışını dinlemek…
Toplu taşımaya binmemek…
Tek başına uzaklaşmamak…
İş toplantılarında konuşmaktan kaçınmak…
Tatile gitmemek…
Yakınlarından sürekli güvence istemek…
Bütün bunlar kişinin yaşamını görünmez biçimde küçültebilir.
Eski klinik araştırmalar panik bozuklukta kronik ve tekrarlayıcı seyirlerin görülebildiğini göstermiştir. Bununla birlikte daha geniş toplum örneklerinden elde edilen araştırmalar, önemli sayıda kişinin zaman içinde remisyona ulaşabildiğini de ortaya koyuyor. Dolayısıyla tablo ne “kesin kötüleşme” ne de “kesin kendiliğinden iyileşme” şeklinde açıklanabilir. PubMed+1
Güçlü ve Zayıf Yanlarıyla “Bekleyip Görelim” Yaklaşımı
“Bir süre bekleyeyim, belki kendiliğinden geçer” yaklaşımının anlaşılabilir bir tarafı var. Her panik atağın ardından hemen psikiyatrik tanı konması gerekmiyor. Ayrıca bazı kişilerde belirtiler zamanla azalabiliyor. Araştırmalar da spontan remisyonun mümkün olduğunu gösteriyor. PubMed
Fakat zayıf tarafı şu: Kişi beklerken kaçınma davranışları artıyorsa, yaşam alanı daralıyorsa veya depresyon ve başka anksiyete sorunları eşlik ediyorsa “beklemek” pasif bir karar olmaktan çıkabilir.
Öyleyse kendimize şu soruları sorabiliriz:
Panik ataklar ne kadar sıklaşıyor?
Günlük hayatımda sırf panik yaşamamak için nelerden vazgeçiyorum?
Bir yere gitmeden önce çıkış kapısını mı hesaplıyorum?
Kalbimi, nefesimi veya bedenimi sürekli kontrol ediyor muyum?
Yakınlarımdan sürekli “bir şey olmayacak” şeklinde güvence mi istiyorum?
İşimi, eğitimimi veya sosyal ilişkilerimi bu nedenle kısıtlıyor muyum?
Bu soruların birkaçına “evet” cevabı vermek, en azından bir sağlık profesyoneliyle görüşmeyi düşünmek için makul bir neden olabilir.
Sonuç: Korkunun Kendisi Kadar Korkudan Kaçınmak da Tartışılmalı
Panik bozukluk tedavi edilmediğinde herkes için aynı sonucu doğurmaz. Bazı kişilerde belirtiler dönemsel olarak azalabilir veya tamamen remisyona girebilir; bazı kişilerde ise yıllar boyunca tekrarlayan ataklar, kaçınma ve işlev kaybı görülebilir. Araştırmaların ortak mesajı, hastalığın seyrinin değişken olduğudur. PubMed+1
Bu nedenle panik bozukluğu “zayıflık”, “abartı” veya “sadece stres” olarak görmek doğru değil. Aynı şekilde “panik bozukluğum varsa hayatım bundan sonra böyle olacak” düşüncesi de kanıtlarla desteklenen zorunlu bir sonuç değil.
Asıl mesele, kişinin korkuyla kurduğu ilişkinin giderek hayatını yönetip yönetmediği.
Bir insan panik atağı yaşamaktan korkabilir; bu son derece anlaşılır. Fakat korku nedeniyle hayatını küçültmeye başladığında, profesyonel destek almak yalnızca belirtileri azaltma girişimi değil, kişinin yaşam alanını yeniden genişletme çabası haline gelebilir. BDT ve uygun durumlarda ilaç tedavisi gibi kanıta dayalı seçeneklerin bulunması da burada önemli bir avantajdır. Zihinsel Sağlık Enstitüsü+1
Son olarak forumdaki tartışmayı şu soruyla bitirmek isterim: Bir sorunun kendiliğinden geçme ihtimali varsa, onu ne zaman profesyonel destek gerektirecek kadar ciddi kabul etmeliyiz? Bana göre bu sorunun cevabını yalnızca panik atağın kaç dakika sürdüğü değil, kişinin hayatından ne kadar alan götürdüğü üzerinden düşünmek daha anlamlı.