Kik Hangi Uygulama ?

Koray

New member
Vecib Ne Demek? Gerçekten Hayatımızda Bir Karşılığı Var mı?

Arkadaşlar, uzun zamandır kafamı kurcalayan bir mesele var: “vecib” kelimesi. Sözlükte baktığımızda “yapılması vacip olan şey, dini veya hukuki yükümlülük” gibi tanımlar çıkıyor. Yani bir çeşit görev, zorunluluk, yükümlülük… Ama işin aslına baktığımda, bu kavramın bugünkü dünyada ne kadar anlamlı olduğundan şüpheliyim. Gerçekten bizim hayatımızda vecibe diye bir şey kaldı mı, yoksa bu sadece geleneksel bir kalıntı mı? Bunu tartışmaya açmak istiyorum çünkü bana göre bu kavramın içi boşaltılmış, sadece şeklen var olan bir etikette dönüp duruyoruz.

Vecibe: Vicdan mı, Baskı mı?

İlk eleştirim şu: vecibe denilen şey çoğu zaman bireyin vicdanından doğmuyor, dışarıdan dayatılıyor. Dinî bağlamda vecibe, “zorunlu” kabul edilen ibadetler ya da davranışlar. Hukuki bağlamda ise devletin sana yüklediği görevler. Yani özünde hep bir üst otorite var. Peki, bu durumda bizim özgür irademizin rolü ne? Gerçekten gönüllü olarak sorumluluk alan bir insan mı oluyoruz, yoksa başkasının sopasından korktuğumuz için mi “vecibe” yerine getiriyoruz?

Bence bu noktada “vecib” kavramı çok zayıf. Çünkü insanın kendi içinden gelen bir ahlaki seçim yok. Kendi değer yargılarınla çatışsa bile, sırf vecibe denildiği için yapmak zorunda kalıyorsun. Bu bana göre vicdanı körelten bir şey.

Erkeklerin Stratejik Yaklaşımı: Vecibeyi Görev Listesi Olarak Görmek

Şimdi işin toplumsal cinsiyet boyutuna bakarsak; erkekler genelde vecibeyi bir “task list” gibi görüyor. Askerlik gibi. “Tamam bu görev var, yapılması lazım, yaptım ve bitti.” Yani problem çözme odaklı, stratejik bir yaklaşım. Bu tavırda duygulara yer yok, sadece görev tamamlama mantığı var. Fakat bu da büyük bir sorun yaratıyor çünkü işin insan tarafı tamamen kayboluyor. Mesela dini vecibeleri sadece “yapıldı/yapılmadı” diye görmek, maneviyatı yok ediyor.

Kadınların Empatik Yaklaşımı: Vecibeyi İnsana Dokunan Yönüyle Görmek

Kadınlar ise daha çok empatik ve ilişkisel bir yaklaşım sergiliyor. Onlara göre vecibe sadece bir “yapılması gereken” değil, aynı zamanda ilişkileri düzenleyen, toplumsal dengeyi sağlayan bir unsur. Örneğin, aile içindeki bakım yükümlülükleri kadınlar için çoğu zaman bir “vecibe” gibi hissediliyor. Ama burada sorun şu: bu empatik yaklaşım, toplumsal baskıyla birleştiğinde kadınları sürekli görünmeyen bir yükün altında bırakıyor. Yani vecibe kadınlar için çoğu zaman görünmez emek, karşılığı olmayan bir zorunluluk haline geliyor. Bu da adaletsizliğe kapı aralıyor.

Vecibe Kavramının Çelişkileri

1. Vecibe bireysel özgürlükle çatışıyor. Kendi isteğinle değil, dış baskıyla şekilleniyor.

2. Maneviyatı yok ediyor. Özellikle dini bağlamda ibadetlerin sadece zorunluluk üzerinden görülmesi, içtenliği öldürüyor.

3. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştiriyor. Kadınlar için sürekli bakım ve görünmez görevler “vecibe”ye dönüşüyor.

4. Hukuki bağlamda ise adaletle çelişiyor. Örneğin askerlik bir vecibe sayılıyor, ama bu sadece erkeklere zorunlu. Bu eşitlik mi?

Bugünün Dünyasında Vecibe Neden İşlevsiz?

21. yüzyılda birey artık kendi değerlerini seçmek istiyor. İnsanlar “bana dayatılan vecibe”ye değil, kendi seçtikleri sorumluluklara bağlılık duyuyor. Vecibe kavramı bu noktada arkaik kalıyor. Çünkü artık insanlar “zorunluluk”tan ziyade “anlam” arıyor. Eğer yapılan şeyin anlamı yoksa, sırf vecibe diye kimse gönüllü olmuyor. Zaten günümüzde pek çok vecibe sadece şeklen yerine getiriliyor. Namaz kılarken kalbi orada olmayanlar, askerlik yaparken boşa geçen zaman diye düşünenler, vergi verirken karşılığını alamadığını düşünenler… Hepsi aynı soruna işaret ediyor: vecibenin içi boş.

Peki Ya Alternatif?

Benim görüşüm, “vecibe” kavramını artık yeniden düşünmemiz gerektiği. İnsanları zorunluluklarla sıkıştırmak yerine, sorumluluğu özgürlükle birlikte ele almak lazım. “Şunu yapmalısın çünkü vecibe” değil; “şunu yapabilirsin çünkü anlamlı, faydalı, değerli” demek lazım. Yani görev değil, bilinçli seçim olmalı.

Forumdaşlara Sorular

– Sizce vecibe gerçekten ahlaki bir sorumluluk mu, yoksa sadece otoritelerin bize dayattığı bir pranga mı?

– Dini vecibeleri yerine getirirken gerçekten ruhani bir tatmin hissediyor musunuz, yoksa sadece görev bilinciyle mi yapıyorsunuz?

– Erkeklerin stratejik, kadınların empatik yaklaşımı bu kavramı nasıl çarpıtıyor?

– Bugün “vecibe” kavramı tamamen çöpe mi atılmalı, yoksa yeniden tanımlanabilir mi?

Son Söz

Vecib kelimesi kulağa ağır geliyor ama belki de asıl ağırlığı bizim hayatlarımızda anlamsız bir yük haline gelmesinden. Gerçekten içi dolu bir sorumluluk mu bu, yoksa sadece bize öğretilmiş bir refleks mi? Eğer özgür irademiz yoksa, yerine getirdiğimiz her “vecibe” aslında boş bir ritüelden ibaret değil mi?

Siz ne düşünüyorsunuz, arkadaşlar? Bu kavramın arkasında durmalı mıyız, yoksa tozlu raflara kaldırıp yerine özgürlük ve bilinçle seçilmiş sorumlulukları mı koymalıyız? Hararetli bir tartışma çıksın istiyorum çünkü bu mesele sadece kelime değil, hayatımızı şekillendiren bir zihniyet meselesi.
 
Üst