Tellallık yapmak ne demek ?

Sevval

New member
Tellallık Yapmak Ne Demek? – Bir Hikâye Üzerinden Anlatım

Merhaba arkadaşlar, bir konuyu ele alırken bazen en etkili yöntem, konuyu biraz daha yaratıcı ve hikâye odaklı şekilde anlatmak olabilir. Bugün, “tellallık yapmak” kelimesinin anlamını biraz farklı bir açıdan, bir hikâye üzerinden keşfetmeye çalışacağım. Çünkü bazı kelimeler sadece kuru bir tanımdan daha fazlasını ifade eder; zamanla, kültürle ve toplumsal yapılarla evrilir. Bu hikâye de, belki de her birimizin içindeki küçük tellalı keşfetmek için bir fırsat olabilir.

Bir zamanlar, Osmanlı’daki sokakların kalabalık olduğu, meydanlarda her adımda bir sesin yankılandığı günlerden birinde, Tellal Ahmet ile tanışalım. Ahmet, sadece bir tellal değildi; onun hikâyesi toplumsal yapıyı, güç ilişkilerini, ve sessizce birbirine bağlanan insanları anlatan bir yolculuğa çıkıyordu.

Ahmet ve Büyük Duyuru

Ahmet, İstanbul’un arka sokaklarında duyurular yaparak hayatını kazanıyordu. Bir sabah, Sultanahmet Meydanı’nda bir araya gelen kalabalık, onun sesine alışkındı. Birçok insan onu tanır, söylediklerini dikkatle dinlerdi. Bu, sadece bir iş değil, aynı zamanda toplumun doğru bilgiye ulaşmasını sağlayan bir sorumluluktu. “Büyük Duyuru!” diye bağırarak, halkı toplar, önemli ilanları ve bilgileri duyururdu. Ancak bu sabah, Ahmet’in yapması gereken bir şey vardı ki, bu onu her zamankinden farklı bir duruma sokacaktı.

Ahmet, Sultan’ın yeni bir vergi politikası hakkında bir açıklama yapmalıydı. Verilen yeni düzenleme, pek çok esnafı zor durumda bırakacak, halk arasında büyük huzursuzluk yaratacak bir kararın habercisiydi. İşte tam da bu noktada, erkeklerin genellikle stratejik ve çözüm odaklı yaklaşımının yansıdığı bir durum söz konusuydu: Ahmet’in aklında sadece “bu haberi nasıl duyururum” sorusu vardı.

Bunu yaparken, öncelikle halkın tepkisini minimize etmek, protestoları engellemek ve bir yandan da hükümetin mesajını doğru şekilde iletmek zorundaydı. Ahmet’in kafasında, vergi artışını duyurmak için bir yol haritası vardı. Sesini yükseltirken, “Büyük Duyuru, yeni düzenlemeler, yeni fırsatlar!” gibi kelimeleri sıkça kullanarak, duyuruyu olumlu bir şekilde yapmayı planlıyordu. Ama bunun ne kadar etkili olacağı hala belirsizdi.

Ayla ve Empatik Yaklaşım

Ancak Ahmet’in yanında, Ayla vardı. Ayla, Ahmet’in en yakın arkadaşıydı ve aynı zamanda onun en iyi danışmanıydı. Ayla, aynı zamanda bir kadın olarak, toplumda genellikle çok fazla yer bulamayan, fakat duygusal zekâsıyla her zaman dikkate alınması gereken biriydi. Ayla’nın bakış açısı farklıydı; onun düşüncesi, toplumsal etkilerin, duygu ve empati yoluyla daha iyi yönetilebileceği üzerindeydi.

Ayla, Ahmet’e, “Sen sadece bu vergi artışını duyuruyorsun, fakat toplumun tepkilerini de hesaba katman gerekir. Onların kaygılarını anlamalısın. Yeni düzenlemenin, özellikle kadınları ve düşük gelirli esnafları nasıl etkileyeceğini de göz önünde bulundurmalısın,” dedi.

Ayla’nın söyledikleri doğruydu; Ahmet, bu sefer sadece strateji değil, aynı zamanda duygu ve empati de kullanarak halkın kendisini anlayacağı bir şekilde duyuruyu yapmalıydı. Ayla’nın yaklaşımını benimsediğinde, vergi artışının ne kadar zorlu bir durum yaratabileceğini halka duyurmak için doğru kelimeler seçmeye karar verdi. “Yeni düzenlemeler zorlu bir dönemi işaret ediyor, ama birlikte üstesinden gelebiliriz,” diye seslendi meydanda. Bu, halkın kendini daha fazla anlaşılmış hissetmesini sağlayan, empati odaklı bir yaklaşımdı.

Tellallık ve Toplumsal İletişim: Bir Geçmiş ve Gelecek Arasında Bağlantı

Hikâyeye dönersek, Ahmet ve Ayla’nın bu karşılıklı etkileşimi aslında tellallığın tarihsel olarak yalnızca bir ilan yapma işi olmadığını gösteriyor. Tellallık, Osmanlı’dan günümüze kadar sadece iletişim aracı olmaktan çıkmış, bir toplumsal yapıyı, güç ilişkilerini ve insanları anlamaya yönelik bir araç haline gelmiştir. Ahmet, stratejik bakış açısıyla bir duyuruyu halka doğru şekilde iletmek istese de, Ayla'nın empatik yaklaşımı sayesinde halkın kalbine dokunmayı başardı. Böylece, sadece mesajı iletmekle kalmadı, aynı zamanda toplumsal yapının duygu ve düşünce zenginliğini de ifade etti.

Osmanlı’daki tellallar, halkın bilgilendirilmesi için önemli bir görev üstlenmişken, aynı zamanda toplumun değerleri, kültürel kodları ve halkın zihinsel yapısı üzerinde de büyük bir etki yaratıyorlardı. Bugün, dijitalleşen dünyada bu “tellallık” daha çok sosyal medya aracılığıyla yapılıyor olabilir, ancak temelde hala aynı sorularla karşı karşıyayız: “Mesaj nasıl verilmeli? İnsanların tepkisi nasıl yönetilmeli?”

Soru: Tellallığın Değişen Rolü ve Geleceği

Hikâyeyi bir kenara bırakıp bu soruyu hep birlikte tartışalım: Günümüzde, sosyal medyada sesini duyuran bir kişi, bir nevi “tellal” rolü üstleniyor. Ancak bu, sadece bilgi yaymak değil, bir toplumsal yapıyı da değiştirme gücünü taşır. Sosyal medya tellalları, insanları mobilize etme gücüne sahipken, aynı zamanda onların duygularını ve toplumsal algılarını da şekillendiriyor.

- Günümüz tellallığı, geçmişteki sokak tellallarına benzer bir toplumsal sorumluluk taşıyor mu?

- Empatik bir yaklaşım ile stratejik bir yaklaşım arasında ne gibi farklar vardır? Bu farklar toplumsal etkileşimde ne tür değişiklikler yaratabilir?

- Dijital çağda, halkın duygu ve düşüncelerini anlamak ve doğru mesajı vermek için hangi yolları izlemeliyiz?

Yorumlarınızı ve düşüncelerinizi benimle paylaşmanızı dört gözle bekliyorum. :)
 
Üst